Linderhof Sarayı

Ekşi sözlükte çok güzel bir betimle var Linderhof Sarayını anlatan;

II Ludwig’in versailles Sarayı’ndan esinlenerek yaptırdığı Bavyera’da Ettal’de bulunan Rokoko stilindeki saray. Boyutu ve bahçesi daha ziyade petit trianon’u andırıyor fakat içindeki şaşaa kesinlikle Versailles’ı aratmıyor. 2. Ludwig’in XIV Louis hayranlığını mutlak kraliyet sembolü olan güneşi her yerde görmek suretiyle iyice idrak edebiliyoruz. Ancak xv louis’in metresleri olan madame du barry ve madame de pompadour tablolarını duvarlarda görünce insan anlam veremiyor. Sarayın bahçesinde marie antoinette büstü olduğunu da belirtmek lazım. Kendisinin bu insanların hayaliyle sarayın yemek odasında muhabbet ederek yemek yediği söylentisi de cabası.
Neuschwanstein ve Hohenschwangau kalelerine 45 dakika gibi bir uzaklıkta bulunuyor. Kışın gidilmemesini tavsiye ediyorum nitekim kışın bahçe kapalı oluyor ve tura dahil olmuyor. Zaten her halükarda 15 dakika gezdirilip kapının önüne konuyorsunuz. Ola ki ağırlıklı alman turist varsa elinize kitapçık verip konuyu almanca anlatıyorlar. Toplu olarak giderseniz ingilizce hatta türkçe olarak bant kaydından tur yapılabiliyor. Arkadan gelen çek turist kafilesini gözlemlediğim kadarıyla bu ihtimalde de her odada 2 dakika gezip kapının önüne konuyorsunuz. Belki bana böyle denk geldi bilemiyorum ama uyarı düşeyim dedim. Ayrıca sarayın içinde fotoğraf çekmek kesinlikle yasak.
Hayal dünyasında yaşayan yakışıklı kral. İlginç bir şekilde insanı içine çekiyor. Keşke bir asır önce paris’te yaşasaymış. Ya da iyi böyle, çünkü bavyera’da ikinci ludwig sayesinde masal dünyasında olduğunuzu hissediyorsunuz. Bavyeralı insanlar kendisini sorumsuzluklarıyla değil yaptırdığı saraylarla anıyor ve çok seviyorlar. Schwangau köyünde yaşayıp her sabah Neuschwanstein’a bakarak uyanmak güzel bir şey olsa gerek…

Bu güzel anlatımın üzerine Linderhof Sarayına yakından bakmaya ne dersiniz?